• Ana Sayfa
  • Kökler ve Başlangıç
  • Sadeleşme Bir Seçim mi ?
  • Uzaktan Sevmek
  • Daha fazlası
    • Ana Sayfa
    • Kökler ve Başlangıç
    • Sadeleşme Bir Seçim mi ?
    • Uzaktan Sevmek
  • Ana Sayfa
  • Kökler ve Başlangıç
  • Sadeleşme Bir Seçim mi ?
  • Uzaktan Sevmek

Kökler ve Başlangıç

Bir Çanta Dolusu Hayal ve Avcılar'ın Tozlu Sokakları

1992 yılının Şubat ayında İstanbul’da başlayan hikayem, aslında o devasa şehrin gürültüsünden uzak, Adıyaman’ın Sincik köyünde şekillenmeye başladı. Annem ve babam İstanbul’da tekstil atölyelerinde hayata tutunmaya çalışırken, ben çocukluğumun ilk "sadeleşme" projesini köyde, dedemlerin yanında gerçekleştirdim.

​O zamanlar çok oyuncağım yoktu. En yakın arkadaşım halamdı; ulaşım aracım ise üzerinde çeşmeye gidip eve su taşıdığım eşeğimdi. Dört-beş yaşlarında, elinde sadece bir çanta dolusu hayalle yola çıkan bir çocuktum. Bugün hayatımı sadeleştirirken aslında özlediğim şey o günlerin basitliği; hiçbir şeye sahip olmayıp, her şeye sahipmiş gibi hissettiğim o zamanlar.

​İstanbul’a döndüğümde, Avcılar Elsa Sitesi’ndeki o eski evimiz "köklerimin" merkezi oldu. Ambarlı İlköğretim Okulu’nda, teneke kola kutularından futbol topları, bakkal İbrahim amcadan ödünç aldığımız merdivenlerle balkonlardan kurtardığımız maçlarımız... O zamanlar bir futbol topunun kıymeti, bugün sahip olduğum birçok eşyadan daha fazlaydı. Hatırlıyorum; annemin dişinden tırnağından artırıp aldığı ilk atarimi, çok beğendi diye bir arkadaşıma hediye ettiğimde annem çok kızmıştı. Oysa benim gönlüm çok zengindi; paylaşmanın verdiği mutluluğu, bir nesneye sahip olmanın getirdiği ağırlığa tercih ediyordum.

​Hayat, disiplini ve mücadeleyi de öğretti. Anadolu Lisesi’ni kazanmama rağmen, babamın üzerindeki yükü hafifletmek için evimize yakın bir liseyi seçtim. Yazları Bartın’da gömlek fabrikalarında çalışıp kendi harçlığımı çıkardım. Kickboksla tanıştım; ringin o sert dünyası, hayatın aslında ne kadar kıvrak bir disiplin gerektirdiğini bana erken yaşta gösterdi.

​Elsa Sitesi D1 Blok, Daire 34... Orası sadece bir ev değil, bir topluluktu. Nermin teyzenin ekmeği, Zehra teyzenin gazetesi, Sayife teyzenin çöpleri... Hepsinin sorumluluğu benim küçük omuzlarımdaydı ve ben bunu bir yük değil, bir aidiyet olarak görürdüm. Perihan hocamın ağzıma kalem sıkıştırıp "konuşmayı öğrettiği" o yıllarda, aslında bana hayatı düzgün ifade etmeyi öğretiyordu.

​Şimdi kentsel dönüşümle o ev yıkıldı, o site artık yok. Ama o apartmanın koridorlarında yankılanan çocukluk seslerim, o kısıtlı imkanlarla kurduğum devasa hayallerim ve paylaşmanın o eşsiz huzuru hala benimle.

​Bugün "her şeyimi attım" dediğimde, aslında bu kökleri yok etmiyorum. Aksine; üzerimdeki gereksiz yükleri atarak, o 5 yaşındaki çocuğun o çanta dolusu hayaline geri dönmeye çalışıyorum.

​Çünkü bazen yeniden başlamak için, aslında hiç büyümemiş olduğumuzu hatırlamak gerekir.

Az ve Öz

Telif Hakkı © 2026 Az ve Öz - Tüm Hakları Saklıdır.

GoDaddy Destekli

Bu web sitesinde çerez kullanılır.

Web sitesi trafiğini analiz etmek ve web sitesi deneyiminizi optimize etmek amacıyla çerezler kullanıyoruz. Çerez kullanımımızı kabul ettiğinizde, verileriniz tüm diğer kullanıcı verileriyle birlikte derlenir.

Kabul Et